Etem Çolak

Fotoğrafça Hikayeler

Moğolistan – Mongolia

Hiç Moğolistana gideceğim diye plan program yapmamışken, azgezmişin Moğolistan gezisi tanıtımlarını görünce acaba olurmu derken oldu hatta geleli beş ay bile geçti.
Neden siteye eklemek bu kadar uzun sürdü derseniz, fotoğrafların duygusal etkisinden kurtulayım diye bekledim ama coğrafya o kadar etkileyici ki her Moğolistan klasörünü açtığım da bir kez daha gidiyorum o bozkırlara.

Neden Moğolistan, tabi bir Cengiz han gerçeği var ortada Avrupanın batısından Çin’e kadar hüküm süren, asan, kesen, yağmalayan, ele geçiren hala daha mezarı bile bulunamayan Cengiz Han, Türk dünyası için önemli bir isim ise de Moğolların bize bakışı bizim onlara bakışımız gibi değil pek bizlerden hoşlandıklarını söylemeyeceğim, tarihin o sayfaların da ve coğrafya da yerleşik Türk boyları ile olan yakınlık Cengiz Han olayının içine Türkleri de çekmiş zamanın da.
Okuduğum bir yazı da Cengiz han’ın atalarında Türklerin olduğu kendi döneminde ise Türk boyları ile birliktelikler, savaşlar bir bütünlük içinde olmayı gerektirmiş.
Ta ki Osmanlı’ya kadar.
Tarihi zaferlerle, hükmederek geçen millet, 1,600,000 m2 yüzölçümüne nazaran oldukça az 3.500.000 nufüsları ile 50 milyon küçük baş büyük baş hayvanların arkasın da muhteşem bozkırların da yaşam mücadelesi veriyor, nerden nereye diyesi geliyor insanın kime sormalı bunu acaba Rusya ve Çin’e mi?

Ulan Batur’a inip şehre ilk adım attığınız da klasik bir sovyet şehrine gelmiş gibisiniz, o klasik sosyal düzen, alışkanlıklar, yaşam tarzı Moğolları hatırı sayılır derece de Ruslara benzetmiş durumda. Bir moğol kimliği şehirde görmek çok mümkün olmadı, yok değil tek tek seçip aramak lazım, gençlik keza her ülke de olduğu gibi sanal sosyal yaşamın içerisinde, bunu garipsemiyorum artık Dünya da fiili olarak ülke sınırları olsa da yaşamlar arasında sınırların kalktığına inanıyorum, tüm dünya ortak yaşam tarzı içerisinde gönüllü olarak tek tip insan olma yolunda hızla koşuyoruz.


Çok uzatıp sıkmak istemiyorum, Moğolistan da doyabileceğiniz tek şey hatta döndükten sonra aklınızda kalacak olan budur. Bozkırları, bende aynı tanımlamayı yapacağım uçsuz bucaksız alabildiğine yeşil alabildiğine kekik kokulu ülke burası, Şehirden uzaklaşınca artık modern yaşam da bitiyor hatta asfalt yollar bile bitiyor sadece dümdüz yemyeşil topraklarla baş başasınız, istediğiniz çayır yol, kendi sözleri bu orda öğrendik ” her moğolun kendi (at) lastik izi vardır”. Her ikisini de kullanıyorlar Atlar, motorsikletler, arabalar.

Bozkırlar da yaşam Ger, Yurt, Çadır dediğimiz yerler de oldukça sağlam, iki odunla hamam gibi ısınan çadırların içi bizlerin 100m2 lere sığdıramadığımız hayatı sığdırıyor, muftak, yatak odası, oturma odası, salon hepsi bir yerde banyo -wc unutmuş değilim o birazcık uzakta çadır dışında gece uyanıp gitmek hiç hoş gibi durmasa da mecburen kalkıp gidiyorsunuz, iliklerinize kadar titreye titreye 🙂
Anlatacak çok şey olsa da artık burdan sonrasın da fotoğraflara yer vereyim, ziyaretiniz için teşekkür ederim, yine beklerim.
Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up
error: İlginiz için Teşekkür Ederim. !!